0378 227 18 44
  • tr_flag
  • tr_flag
SU KAYNAKLARI

SU KAYNAKLARI

Yaşamın Devamlılığı İçin Su
Su, yaşamın tüm süreçlerine etki eder. Hidrojen ve oksijen elemetlerinden oluşan, katı, sıvı ve gaz halde bulunabilen bir madde olan su, doğada her üç halde de var olan tek maddedir. Su, moleküler yapısındaki basitliğe karşın, tam olarak açıklanamayan, çok karmaşık fiziksel ve kimyasal özellikler taşır. Su, insan vücudunun üçte ikisini oluşturur. İnsan beyninin yaklaşık yüzde 75’i, kemiklerinin yüzde 22’si, kanının ise yüzde 83’ü sudur.


Su Döngüsü
Yerküredeki toplam su miktarı milyonlarca yıldır değişmemiş olsa da, su sürekli olarak kapalı bir sistem içinde hareket eder. Su döngüsü, suyun atmosfer ve yeryüzü arasında sürekli dolaşım sürecidir. Bu süreç, suyun yağış biçiminde yeryüzüne inmesi, buharlaşma ya da bitkilerden terleme yoluyla yeniden atmosfere dönmesi ya da yüzey akışı yoluyla denizlere akarak denizlerden buharlaşma yoluyla atmosfere dönmesi aşamalarını içerir. Yeryüzündeki suyun yaklaşık yüzde 97’si okyanus ve denizlerdedir; yüzde ikisini buzullar oluşturur; geri kalanıise yeraltı sularına, akarsulara ve göllere dağılmıştır.



Dünyada Su Kaynaklarının Durumu
Dünyanın üçte ikisi sularla kaplıdır; ancak, dünyadaki toplam suyun yaklaşık yüzde 97’si tuzlu sudur. Tüm canlıların yaşam kaynağı olan
tatlı suyun oranı yalnızca yüzde 3’tür. Tatlı su kaynaklarının yüzde 70’e yakını buz ve buzulların içinde hapsolmuşken, diğer yüzde 30’luk kısmı yer altındadır. Nehirler, göller gibi yüzeysel tatlı su kaynakları, dünyadaki toplam suyun yaklaşık binde üçünü oluşturur. Hızla artan dünya nüfusuna paralel olarak artan su talebiyle birlikte su kaynakları; miktar, kalite ve tüm diğer sektörel kullanımlar açısından ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sine karşılık gelen 1,5 milyar insan yeterli içme suyundan yoksundur. 2,2 milyar kişiyse sağlıklı suya erişememektedir. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün öngörüsüne göre, 2025 yılından itibaren üç milyardan fazla insan su kıtlığıyla karşı karşıya kalacaktır. Dünyada su kıtlığının ana nedenleri olarak şunlar sıralanabilir:
1. Yenilenebilir kaynak miktarının azlığı
2. Yanlış ve aşırı su kullanımı
3. Hızlı nüfus artışı ile kişi başına düşen su miktarının azalması
Ülkeler su varlıklarına göre sınıflandırıldıklarında; yılda kişi başına düşen ortalama kullanılabilir su miktarı 1.000 m³’ten az olan ülkeler “su fakiri”,2.000 m³’ten az olanlar “su azlığı yaşayan”, 8.000-10.000m³’ten fazla olan ülkeler ise “su zengini” olarak nitelendirilmektedir. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.586 m³’tür ve ülkemiz sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir. DSİ Genel Müdürlüğü verileri,2030 yılında su kaynaklarımızın yüzde 100 verimle kullanılacağını öngörmektedirt ürkiye İstatistik Kurumu’nun öngörülerine göre, 2030 yılında ülkemizin nüfusu 100 milyona ulaşacaktır. Mevcut nüfus artışı aşırı tüketim ve yanlış planlama ile birleştiğinde 2030 yılında Türkiye, kişi başına düşen 1.100 m³ kullanılabilir su miktarıyla, su fakiri olma yolunda ilerleyen ve su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir.


Küre Dağları Milli Parkı Su Kaynağı Durumu
Küre Dağları Milli Parkı çevresinde kışlar soğuk, yazlar nispeten ılık geçer, ancak iç kesimlere gidildikçe iklim sertleşir. Yağış kıyı kesimlerde bol, iç kesimlerde azdır. İçkesimlerde ortalama yağış miktarı 438 mm olup, Türkiyeortalamasının (642,3 mm) altındadır. Kış mevsiminde toprakiki-üç ay karla örtülü kalır. Bölgede en sıcak ay Temmuz(38,7°C), en soğuk ay ise Ocak (-35°C) aylarıdır. Yağışlı günsayısı 120-130 gündür ve en yağışlı ay Mayıs ayıdır. Batı Karadeniz’de yer alan Küre Dağları Milli Parkı bütünüyle bir plato karakterindedir. Doğu-batı doğrultusunda uzanan Milli Park ve yakın çevresi Batı Karadeniz karst (kireçtaşı) kuşağı içinde yer alır. Milli Park’ta; bu karstik yapıdaki aşınmalar sonucu oluşmuş ulusal ve uluslararası öneme sahip çok sayıda kanyon, boğaz, mağara, şelale ve düdenlerin ilginç örneklerine rastlanır. Milli Park içindeki tüm akarsular kuzeye doğru akar ve Karadeniz’e ulaşır. Milli Park’ın en önemli akarsuları Milli Park’ın dışında doğan Devrekani ve Şehriban (Aydos) çaylarıdır. Bartın Çayı’nın kolları olan ve Milli Park’ın içinde doğan Ulus ve Arıt çayları gibi bazı akarsular alan dışına çıkarken, bazıları doğrudan Milli Park sınırları içinden geçerek Karadeniz’e dökülür.
Milli Park içindeki ve çevresindeki akarsuların şekillenmesinde jeolojik yapının büyük etkisi bulunur. Küre Dağları Milli Parkı’ndaki su kaynakları;
Devrekani Çayı, Koca Irmak Çayı, Ulus Çayı (Uluçay), Ulukaya Su Kaynağı, Çöpbey Köyü Su Kaynağı.

Devrekani Çayı:
 Küre Dağları Milli Parkı’ndaki akarsularından en önemlisi Devrekani Çayı’dır. Devrekani Kasabası’nın yakınlarında doğan çay önce Ballıdağ’ın kuzeyinde, doğubatı yönünde akar. Azdavay’a geldiğinde güneybatıdan gelen Pınarbaşı Deresi’ni alan çay, daha aşağıda oluşturduğu Valla Kanyonu’nun içerisinden geçerek Karadeniz’e ulaşır. Devrekani Çayı’nın ana kolu toplam 146,7 km olup; Milli Park alanı sınırları dışında 95,7 km, Milli Park alanı sınırları içinde ise 51 km uzunluğa sahiptir.



Koca Irmak
 Çayı: Devrekani Çayı’nın Cide yakınlarında denize döküldüğü yerde oluşan çay Koca Irmak Çayı olarak adlandırılır.

Aydos (Şehriban) Çayı:
 Azdavay’ın kuzey bölümünde (Şenpazar) yer alan Şehriban (Aydos) Çayı, önce doğu-batı yönünde akar, Dağlı Köyü yakınında büklüm yaparak güneydoğu-kuzeybatı yönüne gider ve Aydos Kanyonu’nu oluşturarak denize ulaşır.

Ulus Çayı (Uluçay):
Ulus Çayı, diğer adıyla Uluçay, Pınarbaşı-Ulus’un kuzeyindeki kireçtaşı platosunun güneydoğusundaki vadiden akarak Bartın Çayı ile birleşerek Karadeniz’e dökülür. Ulus Çayı’nın ana kolu yaklaşık 98,1 km’dir. Milli Park sınırları dışında 78,9 km, Mili Park sınırları içinde ise 19,2 km uzunluğa sahiptir.

Arıt Çayı:
Ulus çevresindeki bir diğer akarsu Arıt Çayı’dır. Bu çay da batıda Bartın Çayı ile birleşerek Karadeniz’e dökülür. Bu akarsular ve bunların kolları durumundaki diğer akarsular bölgedeki jeomorfolojinin oluşmasında önemli rol oynamıştır


Ulukaya Su Kaynağı:
Ulukaya Şelalesi’ni oluşturan su kaynağı kireçtaşlarının kırık-çatlak sisteminden boşalır.


Çöpbey Köyü Su Kaynağı:
Arıt Çayı yağış drenaj alanı içinde yer alan Çöpbey Köyü’nün kuzeyinde yer alır. Bu su kaynağı yapılan bir isale hattı ile depoya taşınmış, buradan da Arıt merkez ile diğer bazı yerleşim birimlerinin su ihtiyacı karşılanmıştır

Alınan su örneklerine göre; Ulukaya ve Çöpbey Köyü kaynak suları ile Devrekani, Aydos ve Arıt çaylarının suları içmekullanma ve sulama suyu kriterlerine uygun sulardır. Düşük nitrat değerleri, tarımsal ve evsel kaynaklı herhangi bir kirlenmenin olmadığını göstermektedir. Milli Park içinde su içme-kullanma dışında az miktarda tarımsal sulama amacıyla kullanılır. İçme-kullanma suları daha çok kaynak sularından, tarımsal sulama ise yüzey sularından ve kaynak sularından yapılır. Örneğin; Arıt Havzası’nda yer alan Çöpbey Köyü kaynak suyu, Arıt ve diğer bazı yerleşim birimlerinin içme-kullanma suyu ihtiyacında kullanılır. Tarım arazileri vadi tabanlarında ve denize açılan cep ovalarda bulunduğundan, bu arazilerin sulanmasında mevsim ve iklim koşulları nedeniyle çok az su tüketilir. Örneğin; Devrekani Çayı’nın denize boşalmadan önce geçtiği güzergahta yer alan Gökçeler Köyü arazilerinin bir kısmı yine Devrekani Çayı’ndan sulanır.



Su Kaynaklarına Müdahaleler
Küre Dağları Milli Parkı sınırları içerisinde yerleşim bulunmamakla birlikte, tampon bölgede çok sayıda yerleşim alanı vardır. Bu yerleşim alanlarının çoğunluğunda altyapı ya hiç bulunmamakta ya da yetersiz durumdadır. Kanalizasyon arıtma sistemlerinin ve katı atık toplama sistemlerinin olmayışı Milli Park etrafında çevre, peyzaj ve halk sağlığı yönünden olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Tampon bölgede bulunan bu yerleşimlerde, çöplerin ve evsel atıkların doğrudan akarsu yataklarına boşaltılması, Milli Park’ı, akarsu kenarındaki bitki çeşitliliğini ve yapısını olumsuz etkilemektedir.Milli Park çevresindeki karstik ekosistemler de özellikle su kirliliğinekarşı hassas ekosistemlerdir. Aktif mağaralar; oluşum sürecidevam eden ve içerisine su giriş-çıkışı olan mağaralardır. Mağara içerisine giren suyun şekillendirmesiyle oluşan cadı kazanları, göllergibi oluşumlar özellikle omurgasız hayvan grupları için önemli yaşam alanlarıdır. Atık suların arıtılmadan bölgedeki akarsulara
ve su kaynaklarına boşaltılması Milli Park için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.


Değerlendirme
Milli Park alanı ve tampon bölgedeki Karstik ekosistemler su kirliliğine karşı hassas ekosistemlerdir. Aktif mağaralar oluşum süreci devam eden su giriş çıkışı olan mağaralardır. Dolayısı ile inaltı kireçtaşlarının korunması konusunda mevzuat düzenlemesine gidilmeli, herkesin bu kurallara uyulması sağlanmalıdır.KDMP alanındaki yerleşim birimlerinin evsel atıkları derelere taşındığı gibi çöp depolama alanlarının da akarsu beslenme alanlarında toplanmaktadır. dolayı sı ile yüzey sularının kısa süre içinde, yeraltı sularının da uzun vadede kirlenmesi kaçınılmazdır Bu konuda acil atık yönetim planlarına ihtiyaç vardır. Akanda bulunan yerel yönetimler bu tür alt yapı projelerini ertelemekte, enerjilerini plansız turizm altyapılarına harcamaktadırlar. Eko-turizm yanlış algılanmakta bölgeye bilinçsiz insan taşınımları ile çevre kirliliğine sebebiyet verilmektedir.

Bölgedeki karstik kireçtaşları çok geçirimli olduklarından yeraltı sularının kirlenmemesi ve kirliliğin başka alanlara hızla yayılmasının önlenmesi için bu kireçtaşları üzerinde çöp depolama alanları projelendirilmemeli, şayet daha önce yapılmışsa mutlaka en kısa zamanda kaldırılmalıdır. Çöp toplama alanlarının belirlenmesi ve projelendirmesi konusunda Yerel Yönetimler ve özellikle Milli Park ve tampon bölge çevresindeki Belediyeler bu konularda bilgilendirilmeli ve bir çöp toplama alanının nasıl belirlenmesi ve projelendirilmesi gerektiği yönünde uzman kişilerin bilgileri sağlanarak Belediyelere teknik yardımda bulunulmalıdır.Milli park alan yönetimlerinde idari boşluklar ve zaafiyetler vardır. Yönetimin siyasi ve sosyal baskılardan uzaklaştırılıp, şu anki pozisyonundan bağımsız yönetimler haline getirilmelidir. Milli park la ilişkisi olan İnsan kaynaklı yerleşim alanlarında alt yapı problemleri öncelikli olarak çözülmeden ekoturizm  yanal alt yapı larına başlanmamalıdır.


Alanda bu güne kadar onlarca proje yürütülmüştür. Ancak su kaynaklarının iyileştirilmesi ve korunmasına yönelik çalışma yapılmamıştır. Bu konuda çalışmalara ağırlık verilmelidir.